13 Kasım 2009 Cuma
25 Mart 2009 Çarşamba
21 Mart 2009 Cumartesi
blue valentines
yavaş yavaş aklıma geliyor da şimdi. ben bir rüya gördüm çok uzun zamandan sonra.
gecenin üçünde son (son derken son bir senedir herhalde) takıntım tom waits şarkıları dinlerken bir şarkı çok ilgimi çekti. önce melodisi, sonra sözleri derken çağrıştırdıkları...
sanırsam on kere üstüste dinledim. üşenmedim facebooktan aptal applicationlardan gittim şarkıyı buldum, iLikeladım. bu sırada hep dinliyorum. bazen kelimeler anlamlarını yitiriyor sadece o sesi dinliyorum. ne derse desin sanki anlayamayacağım. hani liriklere ara verse "hey merve focus!" dese bile sesin içinde kaybolmuşum ya uyanamam. sonra sözlere kulak kesiliyorum. evet için acıyor nasıl acıtmasın ki. yaşanmışlık değil kesinlikle belki de olacakları anlattığından korku. delilik bedava nasıl olsa!
tüm bunları düşünürken bir yandan da dinliyorum, kulağımda kulaklıklar uyuyakalmışım.
çok şık bir restauranttayım. bara bakan tarafta oturuyorum. ortam loş. klasik bir film sahnesi aslında. herşey siyah beyaz. ama ben biliyorum oturduğum deri koltuk kırmızı. gerçekten kırmızı. sadece ben siyah beyaz film izliyormuşum gibi. nedense hoşuma gidiyor. gerçekten çok merak etmişimdir zaten renk körleri dünyayı nasıl algılar diye. küçüklükten kalma saçmasapan bir merak. oysa ki tamamen siyah beyaz gören renk körlüğü çok nadir sanırsam. neyse.
sonra barın arkasından bir anda tom waits belirdi mavi şapkası ve şalıyla. evet onlar renkliydi sadece. bana baktı tıpkı babam gibi gülümsedi. sonra da uyandım.
klişe film (kesinlikle klişe film olmayan rumble fish de mi geldi aklıma bilmem) gibi olan rüyamdan çıkan ana düşünce "tom waits ben sizi çok sevdim size baba diyebilir miyim?!"
hahaha:)
evet biliyorum ayakkabıdaki çakıl taşı bu şarkı.
gecenin üçünde son (son derken son bir senedir herhalde) takıntım tom waits şarkıları dinlerken bir şarkı çok ilgimi çekti. önce melodisi, sonra sözleri derken çağrıştırdıkları...
sanırsam on kere üstüste dinledim. üşenmedim facebooktan aptal applicationlardan gittim şarkıyı buldum, iLikeladım. bu sırada hep dinliyorum. bazen kelimeler anlamlarını yitiriyor sadece o sesi dinliyorum. ne derse desin sanki anlayamayacağım. hani liriklere ara verse "hey merve focus!" dese bile sesin içinde kaybolmuşum ya uyanamam. sonra sözlere kulak kesiliyorum. evet için acıyor nasıl acıtmasın ki. yaşanmışlık değil kesinlikle belki de olacakları anlattığından korku. delilik bedava nasıl olsa!
tüm bunları düşünürken bir yandan da dinliyorum, kulağımda kulaklıklar uyuyakalmışım.
çok şık bir restauranttayım. bara bakan tarafta oturuyorum. ortam loş. klasik bir film sahnesi aslında. herşey siyah beyaz. ama ben biliyorum oturduğum deri koltuk kırmızı. gerçekten kırmızı. sadece ben siyah beyaz film izliyormuşum gibi. nedense hoşuma gidiyor. gerçekten çok merak etmişimdir zaten renk körleri dünyayı nasıl algılar diye. küçüklükten kalma saçmasapan bir merak. oysa ki tamamen siyah beyaz gören renk körlüğü çok nadir sanırsam. neyse.
sonra barın arkasından bir anda tom waits belirdi mavi şapkası ve şalıyla. evet onlar renkliydi sadece. bana baktı tıpkı babam gibi gülümsedi. sonra da uyandım.
klişe film (kesinlikle klişe film olmayan rumble fish de mi geldi aklıma bilmem) gibi olan rüyamdan çıkan ana düşünce "tom waits ben sizi çok sevdim size baba diyebilir miyim?!"
hahaha:)
evet biliyorum ayakkabıdaki çakıl taşı bu şarkı.
15 Mart 2009 Pazar
google analytics'i çok sevenler parmak kaldırsın:)
evet ben de sizden biriyim.
özellikle search'den gelen keywordler.
en ilginçlerini sıralarsam:
cul de sac hayat yalan download
el heykelini kim yapmış
had a haircut ne demek
google'a soru sormak gibi bir adetim olmadığından bana komik geldi bu son ikisi. engine'e belli başlı sözcükleri girmek yeterli olmuyor mu yahu? bir de google efendiye soralım...
:)
bir de manyak gibi sonra bu keywordleri yazıp kaçıncı sırada benim blog linki diye de bakmıyor değilim. mesela benim blog ilk sırada sonra da bu var. peki.
neyse google'ı seviyoruz canım.
tek sorunu şu olabilir. her şeyin cevabı hazır burda olduğundan aklında bir bilgi saklamama durumu. acaba mümkün olabilir mi ?
demek istediğim mesela size iş görüşmesinde "efendim işte şu ne demek?" diye sorulduğunda şöyle cevap veren bir insan ne kadar 21. yy insanıdır?
-Bize bunu öğretmişlerdi. Ama ne olduğunu hatırlamıyorum. Fakat google'dan bakıp okuyup onu anlayacak kadar...
işte sonuna bir sıfat yakıştıramadım şimdi.
boşlukları doldurun, anketime cevap verin.
sizi, size ve google'a emanet ediyorum.
:D
evet ben de sizden biriyim.
özellikle search'den gelen keywordler.
en ilginçlerini sıralarsam:
cul de sac hayat yalan download
el heykelini kim yapmış
had a haircut ne demek
google'a soru sormak gibi bir adetim olmadığından bana komik geldi bu son ikisi. engine'e belli başlı sözcükleri girmek yeterli olmuyor mu yahu? bir de google efendiye soralım...
:)
bir de manyak gibi sonra bu keywordleri yazıp kaçıncı sırada benim blog linki diye de bakmıyor değilim. mesela benim blog ilk sırada sonra da bu var. peki.
neyse google'ı seviyoruz canım.
tek sorunu şu olabilir. her şeyin cevabı hazır burda olduğundan aklında bir bilgi saklamama durumu. acaba mümkün olabilir mi ?
demek istediğim mesela size iş görüşmesinde "efendim işte şu ne demek?" diye sorulduğunda şöyle cevap veren bir insan ne kadar 21. yy insanıdır?
-Bize bunu öğretmişlerdi. Ama ne olduğunu hatırlamıyorum. Fakat google'dan bakıp okuyup onu anlayacak kadar...
işte sonuna bir sıfat yakıştıramadım şimdi.
boşlukları doldurun, anketime cevap verin.
sizi, size ve google'a emanet ediyorum.
:D
06 Şubat 2009 Cuma
yazmış olmak için yazmak.
seni ne kadar da çok ihmal ettim di mi blog?
olsun üzülme bak geldim işte.
neyse işi sulandırmadan söyleyeceklerimi söyleyeyim.
kendime bir moleskine aldım ama henüz açmadım.
fotoğraf mevzunda her gün yeni bir şey öğrenmekteyim.
bir gün gelicek çevremdeki herkes flickr kullanıcısı olcak.
bir gün gelicek herkes koca dayıma benziycek.
bir gün gelicek hayatımda yeni bir katalizör bulmam gerekecek.
kendime bir minox almak istemekteyim.
şu an sadece isteme aşamasındayım.
gülinin blogu okumayalı daha da aşmış.
pek zamanım olmuyor artık nedense.
film izleyememekteyim keza dizi sonra mizi.
süper müzikler de keşfetmedim şu ara.
babamı çok sinirlendirdiğimden brazzaville konserine gidemedim.
oysa ki yoldaş bile bulmuştum.
ava çıkıcaz seçille. tripod teşkilatımız bile hazır.
sanırım iş bulmam gerek.
bir de hayırlı işleri sonlandırmam.
help me will you?
thank you!
olsun üzülme bak geldim işte.
neyse işi sulandırmadan söyleyeceklerimi söyleyeyim.
kendime bir moleskine aldım ama henüz açmadım.
fotoğraf mevzunda her gün yeni bir şey öğrenmekteyim.
bir gün gelicek çevremdeki herkes flickr kullanıcısı olcak.
bir gün gelicek herkes koca dayıma benziycek.
bir gün gelicek hayatımda yeni bir katalizör bulmam gerekecek.
kendime bir minox almak istemekteyim.
şu an sadece isteme aşamasındayım.
gülinin blogu okumayalı daha da aşmış.
pek zamanım olmuyor artık nedense.
film izleyememekteyim keza dizi sonra mizi.
süper müzikler de keşfetmedim şu ara.
babamı çok sinirlendirdiğimden brazzaville konserine gidemedim.
oysa ki yoldaş bile bulmuştum.
ava çıkıcaz seçille. tripod teşkilatımız bile hazır.
sanırım iş bulmam gerek.
bir de hayırlı işleri sonlandırmam.
help me will you?
thank you!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)